Süt ve süt ürünleri işletmeleri; biyolojik, kimyasal, fiziksel ve ergonomik risklerin bir arada bulunduğu, İSG açısından titizlikle yönetilmesi gereken üretim ortamlarıdır. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve buna bağlı yönetmelikler çerçevesinde bu sektörde işverenlerin kapsamlı önlemler alması zorunludur. Doğru risk değerlendirmesi, etkin koruyucu donanım kullanımı ve HACCP sistemlerinin entegrasyonu, hem çalışan sağlığını hem de ürün güvenliğini eş zamanlı güvence altına alır.
Süt ve süt ürünleri sektörü, Türkiye ekonomisi için stratejik önem taşıyan bir gıda üretim alanıdır. İnek, manda, keçi ve koyundan elde edilen çiğ sütün pastörizasyon, homojenizasyon, peynir yapımı, yoğurt ve tereyağı üretimine kadar dönüştürüldüğü bu tesisler, çalışanlar için bir dizi özgün iş sağlığı ve güvenliği riski barındırır. Islak ve kaygan zeminler, yüksek sıcaklıklı buhar ve soğutma sistemleri, biyolojik etkenler, dezenfektan kimyasalları ve gürültü kaynakları aynı üretim ortamında bir araya gelmektedir. Bu makale, sektörün temel tehlikelerini, yasal çerçevesini ve alınması gereken koruyucu önlemleri kapsamlı biçimde ele almaktadır. Konuyla ilişkili genel bilgiler için gıda işletmelerinde hijyen ve güvenlik sayfamızı da inceleyebilirsiniz.
Yasal Çerçeve ve Tehlike Sınıfı
Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği alanının temel taşı olan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, süt ve süt ürünleri işletmelerini de doğrudan kapsamaktadır. İşyerlerinin tehlike sınıfı; yapılan işin özelliği, kullanılan maddeler, iş ekipmanı, üretim yöntem ve şekilleri ile çalışma ortamı dikkate alınarak belirlenir. Süt işleme tesisleri, bünyelerinde barındırdıkları basınçlı ekipmanlar, amonyaklı soğutma sistemleri ve kimyasal temizlik maddeleri nedeniyle tehlikeli sınıfta yer almaktadır. Bu sınıfta yer alan işyerlerinde yapılacak işlerde karşılaşılacak sağlık ve güvenlik riskleri ile ilgili yeterli bilgi ve talimatları içeren eğitimin alındığına dair belge olmaksızın, başka işyerlerinden çalışmak üzere çalışan getirilemez.
Temel Mevzuat
Süt ve süt ürünleri işletmelerinin uymak zorunda olduğu başlıca yasal düzenlemeler şunlardır:
| Mevzuat | Kapsam | Yayımlandığı R.G. |
|---|---|---|
| 6331 Sayılı İSG Kanunu | Tüm işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleri | 30.06.2012 |
| Gıda Hijyeni Yönetmeliği | Gıda işletmelerinde hijyen kuralları | 17.12.2011 – 28145 |
| Hayvansal Gıdalar İçin Özel Hijyen Kuralları Yönetmeliği | Süt dahil hayvansal ürünlerde hijyen | 27.12.2011 – 28155 |
| Çalışanların Gürültü İle İlgili Risklerden Korunmalarına Dair Yönetmelik | Gürültü maruziyet değerleri ve önlemler | 11.10.2008 – 27021 |
| Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik | Kimyasal maruziyet sınır değerleri | 26.12.2003 – 25328 |
| 5996 Sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu | Gıda üretimi, denetim ve kayıt/onay | 13.06.2010 – 27610 |
Başlıca Risk Faktörleri ve Tehlike Kategorileri
Süt ve süt ürünleri işletmelerinde çalışanları tehdit eden tehlikeler beş ana başlık altında incelenebilir. Bu tehlikelerin doğru tanımlanması, etkili bir risk değerlendirmesinin ve koruyucu önlemlerin temelini oluşturur.
1. Biyolojik Tehlikeler
Süt, hayvansal kaynaklı bir besin maddesi olduğu için çeşitli biyolojik riskleri taşımaktadır. Hayvandan süte, sütten insana geçebilen başlıca hastalıklar tüberküloz, bruselloz ve salmonellozistir. Bu nedenle süt ürünleri üretim tesislerinde, bu hastalıkların çalışanlara bulaşma ihtimali söz konusudur. Özellikle çiğ süt toplanan tanklarda mikroorganizmaların çoğalması kaçınılmazdır. Çiğ sütle doğrudan temas eden çalışanlar, eldiven ve uygun koruyucu donanım kullanmaksızın bu etkenlerle karşı karşıya gelmemelidir.
2. Kimyasal Tehlikeler
Süt ve süt ürünlerinin tüketici için gıda güvenliği açısından uygun olmasını sağlamak amacıyla üretim tesislerinde güçlü temizleyiciler kullanılır. Dezenfekte, temizleme ve durulama işlemlerinde kullanılan kimyasalların deriye temas etmeleri sonucu çalışanlarda dermatit, solunum yoluyla alınmaları durumunda ise solunum yolu tahrişi görülebilir. Amonyaklı soğutma ünitelerinde gerçekleşecek amonyak sızıntıları çalışanların solunum ve hava yollarını etkiler; göz ve burun tahrişine yol açabilir. Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik’e göre amonyak için 8 saatlik (TWA) mesleki maruziyet sınır değeri 20 ppm, 15 dakikalık (STEL) maruziyet için ise 50 ppm olarak belirlenmiştir. Ayrıca ayrıştırma işinde kullanılan hidrojen sülfürün solunması çalışana zarar verebilecek etkiler gösterebilir; sinir sistemi sorunlarına, baş ağrısına, göz tahrişine ve koku alma duyusunun kaybolmasına neden olabilir.
3. Fiziksel Tehlikeler – Gürültü ve Soğuk Ortam
Süt ürünleri üretim tesislerinde sütün işlenmesine yönelik sağma, öğütme, karıştırma, kalıplama ve paketleme işlemlerinde ve homojenizatörlerde yüksek seviyelerde gürültü ortaya çıkar. Bu şiddette gürültüye maruz kalan çalışanlarda gürültüye bağlı işitme kaybı görülme olasılığı artar. “Çalışanların Gürültü ile İlgili Risklerden Korunmalarına Dair Yönetmelik” uyarınca maruziyet sınır değeri LEX,8h = 87 dB(A) olarak belirlenmiştir. Çalışma ortamında gürültü düzeyi 80 dB(A) ve üzerinde ise işveren işitme kaybına karşı önlem almaya başlamalı; 85 dB(A) aşılıyorsa çalışanların işitme koruyucularını kullanması zorunlu hale gelir.
Soğuk depolarda yapılacak çalışmalar önceden planlanarak soğukta geçirilecek süre belirlenmeli ve buna göre çalışanlar arasında rotasyon yapılarak uzun süre soğuğa maruziyet engellenmelidir. Soğukta çalışanlar termal iş elbisesi kullanmalıdır.
4. Ergonomik Tehlikeler ve Kas-İskelet Sistemi Riskleri
Sütün temininden paketlenen süt ürünlerinin taşınmasına kadar geçen üretim aşamalarında çalışanlar, ağır kaldırma veya yanlış vücut duruşlarından dolayı kas ve iskelet sistemi rahatsızlıklarına yakalanabilirler. Süt ve süt ürünleri üretiminin farklı aşamalarında, çalışanların doğal vücut duruşuna aykırı pozisyonlarda çalışmaları gerekebilir.
5. Kayma, Takılma ve Düşme Riskleri
Süt ve süt üretim tesislerinde zeminin sıklıkla ıslak kalmasına ve düzensiz çalışma ortamına bağlı olarak kayma, takılma ve düşme gibi tehlikeli olaylar meydana gelebilmektedir. Zeminin ıslak, kirli, düzensiz ve zarar gören yerlerin çukurlaşmış olması çalışanların düşmesine neden olabilmekte; işyeri zemininde sabitlenmemiş veya yerleri belirlenmemiş ekipmanlar da çalışanların zarar görmesine yol açabilmektedir.
Sektörde İş Kazası Tablosu ve Meslek Hastalıkları
Ülkemizde iş kazaları ve meslek hastalıkları bütün işkollarında görülmekte olup gıda sektöründe meydana gelen iş kazaları ve meslek hastalıkları tüm işkolları arasında ilk 10. sırada yer almaktadır. 2024 yılı verilerine göre gıda sektörü, iş kazası sonucu ölümlerin en yoğun yaşandığı sektörler arasında yer almıştır. Kazaların en yoğun yaşandığı sektörler arasında gıda sektörü öne çıkmaya devam etmektedir. Gıda imalatı sektöründe iş kazaları en çok sıkışma, ezilme ve düşmeye bağlı olarak yaralanma ve ölümle sonuçlanmaktadır.
Koruyucu Önlemler ve İyi Uygulama Rehberi
Kimyasal Risklerin Kontrolü
Süt ve süt ürünleri üretim tesisinde kullanılan kimyasalların tümünün Malzeme Güvenlik Bilgi Formları (MGBF) temin edilmeli ve bu kimyasalların çalışanlara hangi şekilde tehlike oluşturacağı ile ilgili bilgi tüm çalışanlarla paylaşılmalıdır. Kimyasal malzemeler kendi özel kaplarında saklanmalı ve uygun şekilde etiketlenmelidir. Soluma yoluyla çalışana zarar verebilecek kimyasalların kullanıldığı alanların havalandırması iyi olmalı ve gerekli durumlarda çalışanlar solunum yolu koruyucuları kullanmalıdır. Deri yoluyla etki edebilecek kimyasalların kullanımı sırasında eldiven, kimyasallarla yapılan tüm çalışmalarda ise koruyucu gözlük kullanılmalıdır.
Zeminden Kaynaklanan Risklerin Azaltılması
Islak zeminden kaynaklanacak risklerin engellenmesi amacıyla makine ve borulardan akıntı ve sızıntıların önlenmesi, atıkların düzgün bir biçimde toplanarak zemine yayılmasının engellenmesi, sürekli ıslanan ve kirlenen bölümlerin sık aralıklarla ve uygun temizlik malzemeleriyle temizlenmesi gerekmektedir. Sürekli ıslak olan bölümlerde zemine gerekli eğimler verilmeli, tesis içinde mevsim şartlarına göre oluşabilecek buzlanma derhal temizlenmelidir. Kaymayı önleyici kauçuk paspas ve güvenli iş ayakkabısı kullanımı zorunlu KKD kapsamında değerlendirilmelidir.
HACCP ve Hijyen Yönetimi
Türkiye’de süt ürünleri tesislerinin HACCP sistemini uygulaması sadece bir öneri değil, yasal bir zorunluluktur. HACCP sistemi, süt ürünleri tesislerinde kaliteyi sağlamak için kapsamlı bir stratejidir; gelişmiş izleme, hızlı müdahale ve ekip eğitimi gibi öğeleri bir araya getirerek sağlıklı ve güvenilir ürünler sunulmasını sağlar. Tesislerde çalışan personelin de gerekli eğitimleri alması zorunludur. İşletmede kullanılan tüm alet ve ekipmanların teknik donanımları, ısı, buhar, asit, alkali, tuz ve benzerlerine karşı dayanıklı ve gıdaya bulaşmayı önleyecek şekilde olması, koruyucu ve önleyici bakımlarının düzenli olarak yapılması ve kayıt altına alınması gerekmektedir. Gıda hijyeni ve güvenliği uygulamaları hakkında daha ayrıntılı bilgi için gıda işletmelerinde hijyen ve güvenlik başlıklı kaynak sayfamıza göz atabilirsiniz.
Kişisel Koruyucu Donanım (KKD) Yönetimi
Süt işletmelerinde KKD seçimi; risk türüne, maruziyet düzeyine ve çalışma bölgesine göre belirlenmelidir. Aşağıdaki diyagram, farklı üretim alanlarına göre önerilen KKD’leri özetlemektedir:
İSG Hizmetleri ve İşveren Yükümlülükleri
6331 sayılı Kanun çerçevesinde tehlikeli sınıfta yer alan süt işleme tesislerinde en az B sınıfı iş güvenliği uzmanı görevlendirilmesi zorunludur. 6331 sayılı Kanun kapsamında tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde çalışacaklar, yapacakları işe uygun olduklarını belirten sağlık raporu olmadan işe başlatılamaz. Periyodik sağlık muayeneleri; gürültüye maruz çalışanlar için odyometrik testler, kimyasal maruziyet için biyolojik izleme ve ergonomik risk altında çalışanlar için kas-iskelet sistemi değerlendirmeleri içermelidir. Risk değerlendirmesi; çalışma ortamındaki fiziksel, kimyasal, biyolojik ve ergonomik tüm etkenler gözetilerek işverenin oluşturduğu ekip tarafından eksiksiz gerçekleştirilmeli, raporların her sayfası ekip üyelerince paraflanarak onaylanmalıdır.
Süt ve süt ürünleri işletmeleri, birbirinden farklı ve iç içe geçmiş çok sayıda riski bünyesinde barındıran, bu nedenle İSG yönetiminin bütüncül ve sistematik bir yaklaşımla ele alınmasını zorunlu kılan üretim ortamlarıdır. Biyolojik tehlikelerden kimyasal maruziyet ve ergonomik risklere kadar geniş bir yelpazede yönetilmesi gereken bu tehlikeler; etkin risk değerlendirmesi, zorunlu KKD kullanımı, HACCP sistemleri, düzenli ortam ölçümleri ve periyodik çalışan eğitimleriyle en aza indirilebilir. İşverenler, 6331 sayılı Kanun ve ilgili yönetmeliklerin getirdiği yükümlülükleri yerine getirerek hem çalışanlarının sağlığını ve güvenliğini koruma altına alır hem de tesis verimliliğini ve itibarını sürdürülebilir bir zemine oturtur. Unutulmamalıdır ki iş güvenliği yalnızca yasal bir zorunluluk değil; aynı zamanda insana yapılan en değerli yatırımdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Süt ve süt ürünleri işletmeleri hangi tehlike sınıfında yer alır?
Süt ve süt ürünleri üretim tesisleri, içerdikleri basınçlı ekipmanlar, amonyaklı soğutma sistemleri ve kimyasal temizlik maddeleri nedeniyle genel olarak “tehlikeli” sınıfta yer almaktadır. Bu sınıflandırma, İSG Kanunu’na bağlı İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği ve NACE kodları esas alınarak yapılır. Tehlikeli sınıfta en az B sınıfı iş güvenliği uzmanı görevlendirilmesi zorunludur.
Amonyak soğutma sistemlerinde hangi İSG önlemleri alınmalıdır?
Amonyaklı soğutma sistemlerinde gaz sızıntısı riskine karşı; uygun NH₃ filtreli solunum maskesi veya kaçış maskesi bulundurulmalı, gaz dedektörleri sisteme entegre edilmeli, bölge açıkça işaretlenmeli ve acil durum planı hazırlanmalıdır. Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik uyarınca amonyak için 8 saatlik TWA sınır değeri 20 ppm, 15 dakikalık kısa süreli maruziyet değeri ise 50 ppm’dir.
Süt işletmelerinde gürültü yönetimi nasıl sağlanır?
Çalışanların Gürültü ile İlgili Risklerden Korunmalarına Dair Yönetmelik kapsamında maruziyet sınır değeri LEX,8h = 87 dB(A) olarak belirlenmiştir. Gürültü düzeyi 80 dB(A) ve üzerinde ise işveren işitme kaybına karşı önlem almaya başlamalı; 85 dB(A) aşılıyorsa işitme koruyucusu kullanımı zorunlu hale gelir. Öncelikle kaynakta gürültü azaltımı (titreşim yalıtımlı makine montajı, akustik kapsülleme) hedeflenmeli, ardından idari kontroller ve kişisel koruyucu donanım devreye alınmalıdır.
HACCP uygulaması süt ürünleri tesislerinde zorunlu mudur?
Evet, Türkiye’de 5996 sayılı Kanun ve buna dayanan Gıda Hijyeni Yönetmeliği kapsamında süt ürünleri tesisleri için HACCP sistemi yasal bir zorunluluktur. Üreticilerin belirli kriterlere uyması ve düzenli kontrollerle bu kriterlerin sağlandığını belgelemesi gerekmektedir. Aynı zamanda tesislerde çalışan personelin HACCP konusunda eğitim alması da zorunlu tutulmaktadır.
Soğuk depolarla çalışırken hangi öncelikli güvenlik tedbirleri alınmalıdır?
Soğuk depolarda çalışmalar önceden planlanmalı, soğuğa maruziyet süresi kısıtlanmalı ve çalışanlar arasında rotasyon uygulanmalıdır. Termal iş elbisesi ve ısıya uygun eldiven kullanımı zorunludur. Depo kapılarının içten açılabilir mekanizmaya sahip olması, acil çağrı sistemi kurulması ve depo kapasitesini aşacak stok yapılmaması temel güvenlik gereklilikleridir.
Bruselloz ve tüberküloz gibi zoonotik hastalıklara karşı çalışanlar nasıl korunur?
Çiğ süt ve hayvansal ürünlerle doğrudan temas eden çalışanlar; nitril veya lateks eldiven, koruyucu önlük ve bone kullanmalıdır. Periyodik sağlık muayenelerinde bruselloz tarama testleri yapılmalı, işyeri hekimi tarafından biyolojik riske yönelik sağlık gözetimi programı oluşturulmalıdır. Pastörizasyon prosesinin doğru uygulanması hem ürün güvenliğini hem de çalışan sağlığını korur.
Bu konuyla ilgili diğer rehberler
→ Gıda İşletmelerinde Hijyen ve Güvenlik
→ Kuru Temizleme İşletmelerinde İş Sağlığı
→ İnşaat Sektöründe İş Güvenliği
→ Yüksekte Çalışma Güvenliği



