İlaç Üretim Tesislerinde İş Güvenliği

İlaç Üretim Tesislerinde İş Güvenliği

İlaç üretim tesisleri; farmasötik aktif maddeler, solventler, patlayıcı tozlar ve biyolojik etkenler nedeniyle çok tehlikeli sınıfta yer alan ve özel İSG uygulamaları gerektiren işyerleridir. Türkiye’de TİTCK denetimindeki GMP (İyi Üretim Uygulamaları) standartları ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamındaki yükümlülüklerin birlikte yönetilmesi zorunludur. Bu makalede ilaç fabrikalarındaki başlıca tehlikeler, yasal çerçeve, koruyucu önlemler ve en iyi uygulamalar kapsamlı biçimde ele alınmaktadır.

İlaç sektörü, hem küresel hem de ulusal ölçekte en yoğun denetlenen ve en karmaşık risk profiline sahip endüstrilerden biridir. Türkiye’de uluslararası standartlarda ilaç üretiminde bulunan onlarca üretim tesisi, yaklaşık 31 bin çalışan ve 11 bini aşkın ürün bulunmaktadır. Bu büyüklükteki bir iş gücünü barındıran sektörde, kimyasal maruziyet riskinden patlayıcı ortamlara, ergonomik tehlikelerden biyolojik ajanlara uzanan geniş bir tehlike spektrumu söz konusudur. İlaç fabrikalarında çalışanların sağlığını ve güvenliğini korumak; ürün kalitesini güvence altına almakla doğrudan bağlantılıdır ve bu iki hedef birbirinden ayrı düşünülemez.

Yasal ve Düzenleyici Çerçeve

Türkiye’de ilaçların ruhsatlandırılması, üretimi, depolanması, satışı, ithalatı, ihracatı, piyasaya arzı, dağıtımı ve kullanımları ile ilgili kural ve standartları belirlemek ve bunları gerçekleştirmeye yetkili makam Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’dur (TİTCK). İSG açısından ise temel çerçeveyi 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu oluşturmaktadır.

GMP ve İSG Yükümlülüklerinin Kesişimi

TİTCK, ilaç üretim tesislerinin GMP (İyi Üretim Uygulamaları) standartlarına uygunluğunu denetler. GMP gereklilikleri yalnızca ürün kalitesini değil, çalışanların korunmasını da doğrudan etkiler; temiz oda tasarımı, havalandırma sistemleri ve kontaminasyon kontrol prosedürleri hem ürün saflığını hem de çalışan güvenliğini aynı anda korur. Ürünlerin tasarım aşamasından tüketim sürecine kadar kullanılan tüm hammadde, ambalaj malzemeleri, makine ve ekipmanlar kimyasal, biyolojik ve fiziksel tehlikeleri açısından değerlendirilmekte ve bir onay prosesinden geçirilmektedir.

Tehlike Sınıfı ve Uzman Görevlendirme

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 3/1(r) bendinde tehlike sınıfı kavramı, yapılan işin özelliği, iş ekipmanı, üretim yöntem ve şekilleri ile çalışma ortam ve şartları dikkate alınarak belirlenen tehlike grubu olarak tanımlanmış; işyerleri az tehlikeli, tehlikeli ve çok tehlikeli sınıflarına ayrılmıştır. Farmasötik üretim tesisleri, kullanılan aktif maddeler ve solventler nedeniyle büyük ölçüde “tehlikeli” veya “çok tehlikeli” sınıfta değerlendirilmektedir. 6331 sayılı Kanun kapsamında, on ve daha fazla çalışanı olan çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde işveren; iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli görevlendirmek zorundadır.

⚠️ Yasal Yükümlülük: 6331 sayılı Kanunun 17. maddesi beşinci fıkrası gereğince; tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde, yapılacak işlerde karşılaşılacak sağlık ve güvenlik riskleri ile ilgili yeterli bilgi ve talimatları içeren eğitimin alındığına dair belge olmaksızın, başka işyerlerinden çalışmak üzere gelen çalışanlar işe başlatılamaz.

İlaç Fabrikalarındaki Başlıca Tehlike Kategorileri

1. Kimyasal Tehlikeler ve Farmasötik Aktif Madde Maruziyeti

1980’li yıllarda ilaç endüstrisinde çalışanların kimyasal maddelere maruz kalarak meslek hastalıklarına yakalanma riski üzerine büyük ilaç firmaları araştırmalar başlatmış; yapılan araştırmalar sonucunda farmasötik aktif maddelerle çalışmalarda maddelerin toksisitelerine bağlı tehlikelerin ve bu maddelere bağlı maruziyet risklerine karşı alınacak kontrol önlemlerinin kategorilendirilebileceği anlaşılmıştır.

İlaçların geliştirilmesi aşamasında “kontrol kategorizasyon” ya da “banding” yaklaşımı, farmasötik aktif maddelerin elleçlenmesinde etkin bir yaklaşım olup tüm dünyada ilaç sanayinde ve biyoteknoloji alanında kabul görüp çok çeşitli şekillerde uygulanmıştır. Bu yaklaşım; düşük toksisiteli maddelerden son derece güçlü hormonlara ve sitotoksik ajanlara kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan aktif maddelerin güvenli elleçlenmesini sistematik biçimde sağlar.

Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik eklerinde mesleki maruziyet sınır değerleri ve biyolojik sınır değerleri belirlenmektedir. Tesis yöneticileri, üretimde kullandıkları her aktif madde ve solvent için bu sınır değerlerini belirleyip periyodik ortam ölçümleriyle takip etmek durumundadır.

2. Patlayıcı Toz ve Yanıcı Solvent Ortamları

Farmasötik tesislerde patlayıcı toz (şeker, ilaç tozu) ile kontamine olmuş yüzey temizliği başlı başına bir risk kaynağı oluşturmaktadır. Tablet granülasyon ve kaplama ünitelerinde oluşan ince ilaç tozları, belirli konsantrasyonlarda tutuşma kaynağı ile bir araya geldiğinde patlama riski doğurur.

Kimya, boya, ilaç, enerji, gıda, solvent kullanılan üretim alanları ve toz patlaması ihtimali bulunan prosesler ATEX kapsamında öne çıkar. 30.04.2013 tarih ve 28633 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Patlayıcı Ortamların Tehlikelerinden Çalışanların Korunması Hakkında Yönetmelik” gereğince patlayıcı ortam oluşması ihtimali bulunan işyerleri “Patlamadan Korunma Dokümanı” hazırlamakla yükümlüdür.

ATEX Bölge Sınıflandırması — İlaç Üretim TesisiZone 0 / Zone 20Sürekli patlayıcıatmosferZone 1 / Zone 21Normal işletimdezaman zaman oluşurZone 2 / Zone 22Normal işletimdenadiren oluşurReaktör iç hacimleri,solvent depolama tanklarıTablet granülasyonve kaplama üniteleriAmbalaj alanları,genel üretim holüGaz/buhar: Zone 0-1-2 | Toz: Zone 20-21-22 (ÇPA Yönetmeliği)Ekipmanlar Ex-proof / ATEX sertifikalı olmalıdır.
Şekil 1: İlaç üretim tesislerinde ATEX bölge sınıflandırması ve örnek üretim alanları.

3. Biyolojik ve Ergonomik Tehlikeler

Biyoteknolojik ilaç üretimi yapan tesislerde çalışanlar; canlı mikroorganizmalar, rekombinant proteinler ve hücre kültürleri gibi biyolojik ajanlarla doğrudan temas riski taşır. Meslek hastalıkları, çalışanların iş yerinde maruz kaldıkları fiziksel, kimyasal, biyolojik veya psikososyal etkenler nedeniyle ortaya çıkan sağlık sorunlarıdır; bu hastalıklar belirli bir meslek grubunda çalışan kişilerde uzun süreli maruziyet sonucu gelişir ve doğrudan iş ortamıyla ilişkilidir. Dolum-kapatma makinelerinde uzun süreli tekrarlayan hareketler ile ağır ekipman taşıma işlemleri ise kas-iskelet sistemi bozukluklarına zemin hazırlar.

Risk Yönetimi ve Koruyucu Tedbirler

İlaç Tesislerinde İSG Risk Kontrolü — Hiyerarşik Yaklaşım1. Eliminasyon2. İkame3. Mühendislik Kontrolleri4. İdari Kontroller5. Kişisel Koruyucu Donanım (KKD)Tehlikeli madde yerinegüvenli alternatif formülasyonToksik solvent yerinedaha güvenli çözücüİzole kapalı sistem,aspirasyon, temiz odaSOP, rotasyon,süre sınırlamasıRespiratör, eldiven,koruyucu tulum
Şekil 2: İlaç üretim tesislerinde uygulanması gereken hiyerarşik risk kontrol modeli.

Mühendislik Kontrolleri

Kapalı transfer sistemleri, izole edilmiş granülasyon kabinetleri ve yüksek verimli aspirasyon üniteleri; çalışanların aktif madde tozlarına ve solventlere maruziyetini en aza indirmenin birincil teknik yöntemidir. Koruyucu ekipman kullanımı, havalandırma sistemleri ve düzenli sağlık taramaları, meslek hastalıklarının önlenmesinde büyük önem taşır. Temiz oda (cleanroom) tasarımı, hem ürün kontaminasyonunu hem de çalışanların biyolojik ajanlarla temasını engeller; bu alanlar HEPA filtrasyonu ve pozitif/negatif basınç rejimlerine göre sınıflandırılır.

ATEX ve Patlamadan Korunma Dokümanı

Kimya ve ilaç sektöründe solvent kullanan tesisler ile formülasyon birimlerinin “Çalışanların Patlayıcı Ortamın Tehlikelerinden Korunması Hakkında Yönetmelik” (ÇPA) kapsamında değerlendirilmesi zorunludur. Patlayıcı ortamlar; gaz/buhar için Zone 0, 1, 2 ve toz için Zone 20, 21, 22 olarak sınıflandırılır. Her ilaç tesisi, kendi proses koşullarına göre bölge haritasını çıkarmalı ve bu bölgelerde yalnızca uygun kategoride ATEX sertifikalı ekipman kullanmalıdır.

Kişisel Koruyucu Donanım Seçimi

İlaç tesislerinde KKD seçimi standart bir uygulama değildir; her aktif maddenin OEL (Mesleki Maruziyet Limiti) değerine ve toksisitesine göre farklılaşır. Sitotoksik ilaçlar gibi yüksek güçlü bileşiklerle çalışılırken tam yüz maskesi ile kimyasal dirençli eldiven ve tulum kombinasyonu zorunlu olabilirken, daha düşük risk kategorisindeki maddeler için yarım yüz maskesi yeterli olabilmektedir.

Yönetim Sistemleri ve İSG Kültürü

İlaç tesislerinde TS EN ISO 45001 standart şartlarına uygun bir İş Sağlığı ve Güvenliği yönetim sistemi kurulması, dokümante edilmesi, uygulanması ve bu sistemin etkinliğinin sürekli gelişimi temel bir taahhüt olarak benimsenmektedir. Risk yönetiminin sistematik yürütülebilmesi için GMP’nin kalite risk yönetimi araçları (FMEA, HACCP benzeri yaklaşımlar) ile İSG risk değerlendirme metodolojileri entegre edilmelidir.

Tesis bünyesindeki tüm yöneticiler, kendi yönetimlerinde veya kontrollerinde olan tüm çalışanların, müteahhit ve ziyaretçilerin bedensel ve zihinsel iş sağlığı ve güvenliğinden sorumludurlar. Bu sorumluluk anlayışı, yalnızca yasal bir yükümlülük olmanın ötesinde güvenlik kültürünün en temel taşıdır. Aynı yaklaşımın kimyasal süreçlerin yönetildiği diğer endüstriyel tesisler için de geçerli olduğunu, örneğin LPG ve tüpgaz tesislerinde güvenlik uygulamalarında da görüyoruz.

Eğitim ve Sağlık Gözetimi

Her seviyedeki çalışanların İSG bilinci ve gerekliliklerinin farkında olmasını sağlamak amacıyla eğitimler düzenlenmekte, tüm çalışanların görüş ve önerileri değerlendirilmektedir. İlaç tesislerinde sağlık gözetimi yalnızca işe giriş muayenesiyle sınırlı olmamalı; aktif madde maruziyetini takip eden dönemsel biyolojik izleme (kan, idrar analizleri) ile bütünleşik yürütülmelidir.

✅ İyi Uygulama: Sıfır iş kazası ve meslek hastalığı hedefine ulaşmak için; operasyonlardan, yeni ürün, proses ve mühendislik değişimlerinden kaynaklanan riskler belirlenip değerlendirilmeli, bu riskler ortadan kaldırılmalı ve/veya kabul edilebilir seviyeye getirilmelidir. Değişim yönetimi (Change Control) süreçlerinin her mühendislik değişikliğinde İSG perspektifinden de gözden geçirilmesi bu hedefin temel araçlarından biridir.

İlaç Üretiminde Temel İSG Gereksinimleri Karşılaştırma Tablosu

Üretim Alanı Başlıca Tehlike Zorunlu Kontrol Önlemi İlgili Mevzuat
Granülasyon / Toz Eleme Farmasötik toz maruziyeti, toz patlaması Kapalı sistem, lokal aspirasyon, ATEX ekipman ÇPA Yönetmeliği, Kimyasal Maddeler Yönetmeliği
Çözücü Kullanılan Üretim Yanıcı/toksik buhar maruziyeti Patlamadan korunma dokümanı, ex-proof ekipman, HVAC ÇPA Yönetmeliği, ATEX 2014/34/AB
Steril / Aseptik Üretim Biyolojik ajan, cross-kontaminasyon Temiz oda tasarımı, negatif basınç, sınıf B/C/D ayrımı GMP Kılavuzu (TİTCK), Biyolojik Etkenler Yönetmeliği
Sitotoksik / Hormon Üretimi Yüksek güçlü farmasötik maruziyeti İzole kabin, tam KKD, OEL banding, biyolojik izleme Kimyasal Maddeler Yönetmeliği, 6331 sayılı Kanun
Ambalajlama Hatları Makine tehlikeleri, ergonomik risk Makine koruyucuları, ergonomik düzenleme, döngüsel görev İş Ekipmanları Kullanım Yönetmeliği
Hammadde Deposu Kimyasal döküntü, yangın MGBF bulundurma, uyumlu depolama, sprinkler, döküntü kiti Kimyasal Maddeler Yönetmeliği, Yangın Yönetmeliği

Atık Yönetimi ve Çevresel Güvenlik

İlaç üretiminde ortaya çıkan farmasötik atıklar, solvent artıkları ve biyolojik kökenli atıklar hem çalışan sağlığı hem de çevre açısından özel yönetim gerektirir. Atık üretiminin kaynağında azaltılması, geri kazanım ve sertifikalı bertaraf zincirinin eksiksiz uygulanması yasal zorunluluktur. Bu boyutuyla ilaç sektörü, geri dönüşüm tesislerinde İSG uygulamalarıyla da ortak paydalar taşımaktadır; her iki sektörde de toksik madde yönetimi ve çalışan maruziyetini kontrol altında tutmak öncelikli hedeftir.

İlaç Tesisi İSG Yönetim DöngüsüTehlike TanımlamaRisk DeğerlendirmeKontrol Önlemleriİzleme & Gözden Geçirme
Şekil 3: İlaç üretim tesislerinde sürekli iyileştirmeye dayalı İSG yönetim döngüsü.

Su kaynaklarına farmasötik artıkların karışmaması, atıksu arıtma süreçlerinin doğru yönetilmesini zorunlu kılar. Bu konuda su ve atıksu tesislerinde güvenlik prensiplerinden yararlanmak, ilaç fabrikası çevre güvenliği sisteminin güçlendirilmesine katkı sağlayacaktır.

İlaç üretim tesislerinde iş güvenliği; farmasötik kimyasallar, patlayıcı ortamlar, biyolojik ajanlar ve ergonomik tehlikeler gibi çok katmanlı bir risk yapısıyla karşı karşıyadır. Türkiye’de TİTCK’nın GMP denetimleri ile 6331 sayılı İSG Kanunu’nun yükümlülüklerini eş zamanlı karşılamak, sektör profesyonelleri için hem yasal bir zorunluluk hem de etik bir sorumluluktur. Tehlike eliminasyonundan başlayarak KKD’ye uzanan hiyerarşik kontrol yaklaşımı, ISO 45001 yönetim sistemi ile bütünleştirildiğinde ve düzenli eğitim-sağlık gözetimi ile desteklendiğinde sıfır kaza hedefine ulaşmak mümkündür. Güvenli bir ilaç fabrikası, kaliteli ürün üretmenin de en sağlam temelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

İlaç üretim tesisleri hangi tehlike sınıfında yer alır?

İlaç üretim tesisleri, kullanılan farmasötik aktif maddeler, solventler ve patlayıcı tozlar göz önüne alındığında büyük ölçüde “tehlikeli” veya “çok tehlikeli” işyeri sınıfında değerlendirilmektedir. Kesin sınıf, üretim prosesi ve kullanılan maddeler dikkate alınarak İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği’ne göre belirlenir.

İlaç fabrikasında Patlamadan Korunma Dokümanı (PKD) hazırlamak zorunlu mu?

Evet. Solvent kullanılan üretim alanları ve ince farmasötik toz oluşturan proseslerde patlayıcı atmosfer oluşma riski bulunmaktadır. 30.04.2013 tarih ve 28633 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Patlayıcı Ortamların Tehlikelerinden Çalışanların Korunması Hakkında Yönetmelik” gereğince bu tür işyerlerinin PKD hazırlaması ve bölge (zone) sınıflandırması yapması zorunludur.

Farmasötik aktif madde maruziyetinde hangi standart kullanılır?

Uluslararası ilaç endüstrisinde kabul gören “Occupational Exposure Banding (OEB)” veya “Occupational Exposure Limit (OEL)” yaklaşımı, her aktif madde için maruziyet kategorisi belirlenmesini sağlar. Türkiye’de Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik kapsamında mesleki maruziyet sınır değerleri esas alınmakla birlikte, OEB sistemi de GMP gereklilikleriyle uyumlu olarak uygulanabilmektedir.

Sitotoksik ilaç üretiminde hangi KKD’ler zorunludur?

Sitotoksik bileşikler son derece güçlü ve kanserojen özelliktedir. Bu nedenle kapalı transfer/işleme sistemleri (birincil kontrol) önceliklendirilmeli; bunların yetersiz kaldığı durumlarda tam yüz hava temizleyici respiratör, kimyasal dirençli çift eldiven, tek kullanımlık tulum ve gözlük/siperlik kombinasyonu kullanılması gerekmektedir. KKD seçimi mutlaka maddenin güvenlik bilgi formuna (MGBF) ve OEL değerine dayandırılmalıdır.

İlaç tesisinde GMP denetimiyle İSG denetimi nasıl ilişkilendirilir?

TİTCK tarafından yürütülen GMP denetimleri; personel hijyeni, temiz oda sınıflandırması, HVAC sistemleri ve kontaminasyon önleme gibi konuları kapsar; bunların tamamı aynı zamanda çalışan sağlığını doğrudan etkiler. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişleri ise 6331 sayılı Kanun kapsamındaki İSG yükümlülüklerini denetler. İki denetim sürecinin ortak bileşenleri bütünleşik olarak yönetilmesi, hem uyum maliyetini düşürür hem de olası denetim bulgularını en aza indirir.

İlaç üretim tesisinde çalışanların sağlık gözetimi nasıl yapılmalıdır?

Sağlık gözetimi; işe giriş muayenesi, periyodik muayeneler ve maruziyet izleme programını kapsamalıdır. Farmasötik aktif maddelere maruz kalan çalışanlar için maddeye özel biyolojik izleme testleri (kan, idrar, spirometri vb.) düzenli aralıklarla uygulanmalıdır. İşyeri hekimi, işyerinde kullanılan aktif maddeler ve bunların etki mekanizmaları hakkında bilgi sahibi olmalı; olası meslek hastalığı belirtileri erken dönemde tanılanmalıdır.