İzosiyanatlar, başta TDI (toluen diizosiyanat) ve MDI (metilen difenil diizosiyanat) olmak üzere poliüretan, boya, yapıştırıcı ve yalıtım sektörlerinde yaygın biçimde kullanılan reaktif kimyasallardır. Dünyada mesleki astımın en önemli kimyasal nedenlerinden biri olarak kabul edilen bu maddeler, hassaslaştırıcı etkileri nedeniyle sınır değerlerin altındaki konsantrasyonlarda bile ciddi solunum sorunlarına yol açabilmektedir. Türkiye’de izosiyanat maruziyeti; otomotiv, inşaat, mobilya ve kimya sanayisinde çalışan on binlerce kişiyi doğrudan etkilemektedir.
Günümüzde endüstriyel üretimin vazgeçilmez hammaddelerinden olan izosiyanatlar, solunum yolu hastalıkları açısından işyeri ortamlarının en kritik tehlikelerinden birini oluşturmaktadır. Poliüretan köpük üretiminden araç boyacılığına, ısı yalıtım uygulamalarından yapıştırıcı üretimine kadar pek çok alanda karşımıza çıkan bu bileşikler, doğru mühendislik kontrolü ve kişisel korunma önlemleri alınmadığında geri dönüşü zor solunum yolu hastalıklarına zemin hazırlayabilmektedir. Mesleki astım, bu tablonun en ağır ve en sık görülen biçimini temsil etmektedir.
İzosiyanat Nedir? Endüstriyel Kullanım Alanları
İzosiyanatlar, –N=C=O (izosiyanat) fonksiyonel grubunu taşıyan, oldukça reaktif ve düşük moleküler ağırlıklı kimyasal bileşiklerdir. Endüstride en sık kullanılan türleri TDI (toluen diizosiyanat) ve MDI (metilen difenil diizosiyanat) olup her ikisi de aromatik yapıdadır. Alifatik izosiyanatlar (HDI, IPDI gibi) ise daha çok dış cephe boyaları ve UV direnci gerektiren uygulamalarda tercih edilmektedir.
İzosiyanatlar genellikle otomotiv boyalarında, köpük yastıklarda, şiltelerde, araba koltuklarında, köpük yalıtımda, köpük ambalaj malzemelerinde, halı altı dolgularında, poliüretan kauçukta ve yapıştırıcılarda bulunmaktadır. Esnek ve sert köpüklerin, liflerin, boya ve vernik gibi kaplamaların ve elastomerlerin üretiminde yaygın olarak kullanılmakta; otomobil endüstrisinde, oto kaporta onarımında ve bina yalıtım malzemelerinde giderek daha fazla yer bulmaktadır.
Türkiye’de Kullanılan Başlıca Sektörler
Poliüretan köpük; inşaat, otomotiv, tekstil, ayakkabıcılık ve diğer birçok sektörde kullanılan yaygın bir malzemedir. Otomotiv sektörüne yönelik sünger üretimi (sürücü ve yolcu koltukları, oto kılıfı vb.), medikal sünger üretimi (hasta yatakları, tekerlekli sandalye, muayene koltuğu) ve izolasyon/yalıtım süngerleri bu alanların başında gelmektedir. İzosiyanatlar genelde boyalarda bulunur ve neredeyse tüm motorlu araç tamirhaneleri izosiyanat içeren boyalar kullanmaktadır.
İzosiyanatların Sağlığa Etkileri: Duyarlılaşma ve Mesleki Astım
İzosiyanat maruziyetiyle ilgili kritik sağlık etkileri; izosiyanat duyarlılaşması, mesleki astım ve bronşiyal hiperreaktivitedir. Hem inhalasyon hem de dermal maruziyet, izosiyanat astımının gelişimine katkıda bulunduğu düşünülmekte olup izosiyanat maruziyetinin iş ile ilişkili astımın en önde gelen nedeni olduğu bilinmekte ve maruz kalan çalışanlar arasındaki prevalansın %1 ile %20 arasında olduğu tahmin edilmektedir.
Duyarlılaşma Mekanizması
Duyarlılaşma (sensitizasyon), izosiyanat maruziyetinin en sinsi ve tehlikeli özelliğidir. İlk maruziyet döneminde belirti görülmeyebilir; ancak bağışıklık sistemi izosiyanat proteinlerine karşı IgE antikoru geliştirmeye başlar. Sonraki maruziyetlerde çok düşük konsantrasyonlar bile şiddetli bronkospazm ve astım krizine yol açabilir.
İlgili değerlerin güvenli maruziyet seviyelerini mutlak şekilde temsil ettiği düşünülmemeli; izosiyanat maruziyeti minimuma indirilecek şekilde kontrol altına alınmalıdır. Bazı çalışanların, izosiyanatların hassaslaştırıcılık etkilerine diğer çalışanlara göre daha duyarlı olabileceği ve sınır değerlerin önemli ölçüde altındaki maruziyetlerde dahi sağlık sorunları yaşayabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
Bazı duyarlılaşmış çalışanlar, TDI/MDI için belirlenen 8 saatlik eşik sınır değerinin %1’inin bile altındaki konsantrasyonlarda mesleki astım geliştirebilmektedir. Bu nedenle duyarlılaşma bir kez gerçekleştikten sonra çalışanın o kimyasalla çalışmaya devam etmesi mümkün değildir.
Klinik Belirtiler
Belirtiler şunlardır: larenjit, düşük düzeyde bile göz, burun ve boğazda irritasyon, şiddetli öksürük, göğüs ağrısı, köpüklü balgam ve solunum bozukluğu. Yüksek konsantrasyonlara maruz kalınması durumunda izosiyanatlar; öksürük, nefes darlığı ve ateşle seyreden hipersensitivite pnömonisine de neden olabilmektedir.
Uzun süreli MDI inhalasyon maruziyetinin çalışanlarda astım, dispne ve diğer solunum yolu bozukluklarına yol açtığı gösterilmiştir. Mesleki astım gelişen çalışanda hafta sonu ya da tatil dönemlerinde belirtilerin iyileşmesi ve işe dönüşte yeniden kötüleşmesi, tanıya önemli bir ipucu vermektedir. Deri temasına bağlı alerjik kontakt dermatit de sık görülen bir eştanıdır; bu tablo hakkında daha fazla bilgi için mesleki cilt hastalıkları ve korunma rehberimizi inceleyebilirsiniz.
Türkiye’deki Yasal Çerçeve ve Maruziyet Sınır Değerleri
Türkiye’de izosiyanat maruziyeti, öncelikle 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile bu kanuna dayanılarak çıkarılan Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik (12 Ağustos 2013, Resmî Gazete Sayı: 28733) kapsamında düzenlenmektedir.
Ülkemizde “metil izosiyanat” için bir sınır değer tanımlanmış olup çeşitli mesleki maruziyet sınır değerleri için “Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik Ek-1” dikkate alınabilmektedir. Yönetmelik kapsamında TWA; 8 saatlik belirlenen referans süre için ölçülen veya hesaplanan zaman ağırlıklı ortalama olarak, STEL ise başka bir süre belirtilmedikçe 15 dakikalık bir süre için aşılmaması gereken maruziyet üst sınırı olarak tanımlanmaktadır.
| Parametre | Açıklama | Uluslararası Referans (ACGIH TLV-TWA) | Not |
|---|---|---|---|
| TDI (Toluen Diizosiyanat) | 8 saatlik TWA | 5 ppb (0,036 mg/m³) | Astım riski sınırın altında da var |
| MDI (Metilen Difenil Diizosiyanat) | 8 saatlik TWA (ACGIH) | 0,051 mg/m³ | Dermal maruziyet de önemli |
| HDI (Hekzametilen Diizosiyanat) | 8 saatlik TWA | İlgili yönetmelikte belirlenen sınır değer | Boyacılıkta yaygın |
| Türkiye Yönetmeliği | Kimyasal Maddeler Yön. Ek-1 | Metil izosiyanat için sınır değer mevcut | TDI/MDI için Ek-1 referans alınır |
| OSHA Tavan Değeri (ABD) | Hiçbir süre için aşılmaması gereken değer | 0,02 ppm (TDI ve MDI) | Referans uluslararası norm |
ABD’de OSHA, MDI için “tavan” niteliğinde hiçbir zaman aşılmaması gereken izin verilen maruziyet sınırını 0,20 mg/m³ olarak belirlemiş olup ACGIH ise 8 saatlik zaman ağırlıklı ortalama eşik sınır değerini (TLV-TWA8) 0,051 mg/m³ olarak tavsiye etmektedir.
İşverenin, çalışanların sağlığı için risk oluşturabilecek kimyasal maddelerin düzenli olarak ölçümünün ve analizinin yapılmasını sağlaması gerekmektedir. İşyerinde çalışanların kimyasal maddelere maruziyetini etkileyebilecek koşullarda herhangi bir değişiklik olduğunda bu ölçümler tekrarlanır. Ölçüm sonuçları, yönetmelik eklerinde belirtilen mesleki maruziyet sınır değerleri dikkate alınarak değerlendirilir.
Riskli Meslekler ve Yüksek Maruziyet Durumları
İzosiyanat ve prepolimerlerinin üretimi; volatil izosiyanatların (örneğin toluen diizosiyanat, TDI) kullanıldığı poliüretan plastik üretimi; kauçuk-elastik materyal üretimi; boya, yapışkan ve tutturucu üretimi; yapıştırıcı ve kaplama uygulamaları ile yüksek sıcaklıklarda izosiyanat kullanılan işlemler, hastalık tehlikesi olan başlıca işler arasında sayılmaktadır.
Motorlu taşıt boya püskürtücüler, çalışanlarda çok daha fazla astıma yakalanma riskine sahiptir. Üstelik yakınlardaki diğer çalışanlar da belirtiler geliştirebilir ve sağlık riski taşımaktadır. TDI ve MDI, tanınan duyarlılaştırıcı maddelerdir; bu nedenle tekrarlayan inhalasyon astım ve uzun vadeli akciğer sorunlarına yol açabilmektedir. Duyarlılaşma, kokuyla fark edilebilecek konsantrasyonların altında gerçekleşebilmektedir.
Yayımlanmış makalelerin bir kısmı, diizosiyanatlara maruz kalan kişilerin yaklaşık %5’inin diizosiyanat kaynaklı astım geliştirdiğini öne sürmektedir. 1970’lerin ortasından itibaren TDI konsantrasyonları 8 saatlik TWA olarak 5 ppb’nin altında tutulduğunda yıllık mesleki astım insidans oranlarının oldukça düşük, %1’in altında kaldığı bildirilmektedir. Yeni duyarlılaşma vakalarının büyük çoğunluğu, kısa süreli maruziyetin 20 ppb’nin üzerine çıktığı durumlarda ortaya çıkmıştır.
Korunma Hiyerarşisi ve Kontrol Önlemleri
Mühendislik Kontrolleri
İzosiyanat maruziyetine karşı alınacak en etkin önlemler, kaynağa yönelik mühendislik çözümleridir. İşveren, öncelikle risk değerlendirmesi yaparak uygun kontrol hiyerarşisini uygulamalıdır:
Sağlık Gözetimi
İşletmeler mutlaka bir risk değerlendirmesi yapmak, uygun kontrol önlemleri almak ve bir sağlık gözetim programı oluşturmak zorundadır. İzosiyanatlar açısından sağlık gözetimi, çalışanlar için solunum ve cilt kontrolü yanı sıra işletmede izosiyanat analizleri de içermektedir.
Çalışanlarda etkinin görülmesi veya biyolojik sınır değerin aşıldığının tespit edilmesi halinde çalışan durumdan haberdar edilmeli ve riskin önlenmesi veya azaltılmasına yönelik gerekli önlemler alınmalıdır. Tehlikeli kimyasal maddelere maruz kalan başka çalışanlar da varsa sağlık durumları kontrol edilmeli ve bu çalışanlar sürekli sağlık gözetimi altında tutulmalıdır.
İşe girişte ve sonrasında periyodik olarak gerçekleştirilmesi gereken sağlık gözetimi; solunum fonksiyon testleri (spirometri), öykü sorgulama ve gerektiğinde spesifik provokasyon testlerini kapsamalıdır. Mesleki cilt hastalıkları konusunda ek bilgi edinmek için mesleki cilt hastalıkları rehberimize de başvurabilirsiniz.
Kişisel Koruyucu Donanım Seçimi
İzosiyanat maruziyetinde KKD seçimi kritik öneme sahiptir. Yalnızca toz/koku maskeleri (FFP2, FFP3 tipi filtre maskeleri) yeterli olmaz; organik buhar+P3 filtreli yarım ya da tam yüz maskesi veya hava beslemeli solunum cihazı kullanılmalıdır. Sprey uygulama ve kapalı alanlarda tam yüz maskesi ya da tüplü sistem tercih edilmelidir. Deri temasını önlemek amacıyla kimyasal dirençli eldiven (nitril veya butyl kauçuk) ve gözlük zorunludur.
İzosiyanat kaynaklı mesleki astım, geri dönüşü son derece güç ya da imkânsız olan bir meslek hastalığıdır. Duyarlılaşma bir kez gerçekleştiğinde, çalışanın izosiyanatlarla çalışmaya devam etmesi mümkün olmamaktadır. Bu nedenle önleme, erken tanı ve sistematik sağlık gözetimi her şeyin önünde gelmektedir. İşverenler, 6331 sayılı Kanun ve Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Yönetmeliği kapsamında risk değerlendirmesi yapmak, ortam havasını ölçtürmek, çalışanları eğitmek ve periyodik sağlık gözetimi sağlamakla yükümlüdür. Sınır değerlerin altında kalmak tek başına güvenliği garanti etmez; kontrol hiyerarşisinin bütünsel uygulanması şarttır.
Sıkça Sorulan Sorular
İzosiyanat astımı ne kadar sürede gelişir?
Duyarlılaşma süreci kişiden kişiye göre değişmekte olup haftalar ile yıllar arasında bir zaman dilimine yayılabilmektedir. Bazı çalışanlar birkaç ay içinde duyarlılaşırken bazılarında bu süreç çok daha uzun sürer. Duyarlılaşma tamamlandıktan sonra bir sonraki maruziyette –çok düşük konsantrasyonlarda bile– akut astım atağı tetiklenebilir.
İzosiyanat astımı kalıcı mıdır?
Maruziyet erken dönemde tespit edilip tamamen sonlandırılırsa belirtiler kısmen gerileyebilir. Ancak duyarlılaşma genellikle kalıcıdır; yani bağışıklık sistemi “eğitilmiş” olmaya devam eder. İleri dönemde tanı konulduğunda ise solunum fonksiyonlarındaki kayıp kalıcı hale gelebilmekte ve yaşam kalitesini ciddi ölçüde düşürmektedir.
Sınır değerlerin altında çalışıldığında güvende miyim?
Hayır. İzosiyanatlar, duyarlılaşma açısından kesin güvenli bir eşik tanımlanamayan maddeler arasındadır. Uluslararası otoriter kaynaklar, bazı duyarlılaşmış çalışanların TDI/MDI için belirlenen eşik sınır değerinin çok altındaki konsantrasyonlarda bile astım krizi geçirebildiğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle mevzuat da maruziyetin mümkün olan en düşük düzeye indirilmesini şart koşmaktadır.
İzosiyanat maruziyetini işyerinde nasıl ölçtürebilirim?
Türkiye’de iş hijyeni ölçümleri; TÜRKAK tarafından akredite edilmiş veya Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nca (ÇSGB/İSGGM) yetkilendirilmiş laboratuvarlar/firmalar aracılığıyla yaptırılmalıdır. Ortam havası örneklemesi için çalışan solunum bölgesinde kişisel örnekleme veya sabit nokta örneklemesi yapılabilir. Ölçüm periyodunu belirlemek için risk değerlendirmesi esas alınır.
İzosiyanat astımı Türkiye’de meslek hastalığı olarak tanınıyor mu?
Evet. Türkiye’de mesleki astım, SGK Meslek Hastalıkları Listesi kapsamında yer almakta olup kimyasal kaynaklı solunumsal hastalıklar arasında değerlendirilmektedir. Tanı için işyeri hekiminin ilk değerlendirmesinin ardından yetkili meslek hastalıkları hastanesine (Ankara, İstanbul veya Zonguldak) ya da 2011’den itibaren yetkilendirilen eğitim ve araştırma hastanelerine sevk gerekmektedir.
İzosiyanat maruziyetinde hangi KKD kullanılmalıdır?
Maruziyet düzeyine göre değişmekle birlikte sprey uygulama ve kapalı alan çalışmalarında hava beslemeli solunum sistemi veya EN 136/EN 14594 standardına uygun tam yüz maskesi (organik buhar + P3 filtreli) kullanılmalıdır. Yalnızca FFP2/FFP3 tipi filtreleyici yarım yüz maskesi, yüksek konsantrasyonlarda yeterli koruma sağlamaz. Ayrıca nitril veya bütil kauçuktan yapılmış kimyasal dirençli eldiven, tam kapalı gözlük ve kimyasal koruyucu tulum zorunludur.
Bu konuyla ilgili diğer rehberler
→ Mesleki Astım Nedir?
→ Mesleki Cilt Hastalıkları ve Korunma
→ Mesleki Cilt Hastalıkları
→ Silika (Kuvars) Tozu Maruziyeti ve Silikozis



