İşyerinde Şiddet ve Korunma

İşyerinde Şiddet ve Korunma

İşyerinde şiddet denince akla genellikle fiziksel saldırı gelir; oysa bu, çok daha geniş bir olgudur: sözlü hakaret ve tehditten cinsel tacize, psikolojik baskıdan fiziksel saldırıya uzanır. Üstelik şiddet yalnızca iş arkadaşları veya amirlerden değil, müşteriler, hastalar, ziyaretçiler gibi üçüncü kişilerden de gelebilir. Bu rehberde işyerinde şiddetin türlerini, kimlerin daha çok risk altında olduğunu ve korunma yollarını ele alıyoruz.

Yasal çerçeve, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, 4857 sayılı İş Kanunu (m.24), 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.417 (işverenin koruma/gözetme borcu) ve duruma göre Türk Ceza Kanunu hükümleridir. Bu yazı, ağırlıklı olarak fiziksel ve üçüncü kişi kaynaklı şiddete odaklanır; psikolojik tacizin (mobbing) ayrıntısı için ayrı bir rehberimiz vardır.

Şiddet Türleri ve Kaynakları

TürÖrnek
FizikselVurma, itme, saldırı, darp
SözlüHakaret, bağırma, tehdit, aşağılama
PsikolojikSindirme, baskı, mobbing
CinselCinsel taciz, istenmeyen temas/teklif

Şiddetin kaynağı da önemlidir. İç kaynaklı şiddet, işyerindeki kişiler (iş arkadaşı, amir, ast) arasında yaşanır. Üçüncü kişi (dış kaynaklı) şiddet ise müşteri, hasta, hasta yakını, ziyaretçi veya tedarikçi gibi dışarıdan kişilerden gelir. Uluslararası standartlar (ILO 190 Şiddet ve Taciz Sözleşmesi) ve gelişen hukuk yorumları, işverenin koruma yükümlülüğünün üçüncü kişilerden gelen şiddeti de kapsadığını giderek daha net biçimde vurgular.

Kimler Daha Çok Risk Altında?

Üçüncü kişiyle yoğun ve doğrudan temas içeren işler, şiddet riski açısından öne çıkar. En bilinen örnek sağlık çalışanlarıdır; acil servis ve psikiyatri başta olmak üzere, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet (özellikle sözlü) dünya genelinde çok yüksek oranlarda görülür. Diğer yüksek riskli gruplar: çağrı merkezi ve müşteri hizmetleri, banka ve tahsilat, güvenlik görevlileri, toplu taşıma personeli, sosyal hizmet çalışanları, gece çalışan ve yalnız çalışan personel (akaryakıt, market kasiyeri vb.).

Şiddetin en yaygın tetikleyicileri arasında uzun bekleme süreleri, gerçekçi olmayan beklentiler, hizmetten memnuniyetsizlik ve zayıf iletişim yer alır. Bu, şiddetin sıklıkla önlenebilir koşullardan doğduğunu gösterir.

Sahadan Örnek Vaka

Bir acil serviste, uzun süre bekleyen bir hasta yakını, sıranın gelmemesi üzerine giderek öfkelenir; önce sesini yükseltir, sonra hemşireye hakaret eder ve masaya vurur. Çalışan, güvenlik gelene kadar tehdit altında kalır. Ders: Bu vaka, üçüncü kişi şiddetinin tipik örüntüsünü gösterir — tetikleyici çoğu zaman çalışanın kendisi değil, sistemsel bir sorundur (bekleme süresi, bilgilendirme eksikliği). Korunma iki düzeyde işler: önleme (bekleme/bilgilendirme süreçlerini iyileştirmek, gerginliği tırmanmadan yatıştırma eğitimi) ve müdahale (güvenlik görevlisi, acil çağrı/panik butonu, hızlı destek). Ayrıca çok kritik bir nokta: olayın kaydedilmesi ve raporlanması. Şiddet olaylarının sistematik kaydı, hangi birimde/saatte riskin yoğunlaştığını gösterir ve kalıcı önlemlerin temelini oluşturur. “Bu işin bir parçası” diyerek şiddeti normalleştirmek, çalışanı korumasız bırakır; oysa şiddet, yönetilebilir bir İSG riskidir.

Korunma: Önleme ve Müdahale

İşyerinde şiddetle mücadele, fiziksel risklerde olduğu gibi katmanlı bir yaklaşım gerektirir: önce riski değerlendirmek, sonra önlemek, hazırlanmak ve olay sonrasını yönetmek.

Değerlendir risk analizi Önle ortam + süreç Hazırlan eğitim + alarm Yönet kayıt + destek
Şiddetle mücadele: değerlendir → önle → hazırlan → yönet
  • Ortam önlemleri: Giriş kontrolü, güvenlik görevlisi, kamera, iyi aydınlatma, acil çağrı/panik butonu, güvenli bekleme alanı.
  • Süreç önlemleri: Bekleme sürelerini azaltma, net bilgilendirme, şikâyet kanalları (gerginliğin tetikleyicilerini azaltma).
  • Eğitim: Gerginliği tırmandırmadan yatıştırma, kriz anında davranış, yalnız çalışma güvenliği.
  • Kayıt ve raporlama: Tüm şiddet olaylarının (sözlü dahil) kaydı; verinin önlem geliştirmek için kullanılması.
  • Olay sonrası destek: Mağdura psikolojik destek, hukuki süreçte yardım, izleme.
  • ☐ Şiddet riski, risk değerlendirmesine dahil edildi mi?
  • ☐ Giriş kontrolü, güvenlik ve kamera önlemleri var mı?
  • ☐ Acil çağrı/panik butonu ve hızlı destek mekanizması var mı?
  • ☐ Çalışanlar gerginlik yönetimi konusunda eğitildi mi?
  • ☐ Yalnız/gece çalışanlar için ek önlem alındı mı?
  • ☐ Şiddet olayları (sözlü dahil) kayıt altına alınıyor mu?
  • ☐ Mağdura destek (psikolojik/hukuki) sağlanıyor mu?
  • ☐ Şiddetin normalleştirilmediği bir kültür var mı?

İSG Uzmanı Notu

İşyeri şiddetinde en yıkıcı yaklaşım, onu “işin doğal bir parçası” saymaktır — özellikle sağlık, müşteri hizmetleri gibi alanlarda “her gün oluyor zaten” denerek normalleştirilir. Oysa şiddet, tıpkı bir makine tehlikesi gibi, değerlendirilip yönetilebilir bir İSG riskidir. Üç kritik nokta: (1) Sözlü şiddeti de ciddiye almak — fiziksel saldırı görünür ama sözlü taciz ve tehdit çok daha yaygındır ve ciddi ruhsal yük bırakır; “sadece laf” değildir. (2) Kaynağı önlemek — şiddetin tetikleyicileri (bekleme, belirsizlik, kötü iletişim) çoğu zaman sistemseldir; bunları iyileştirmek, şiddeti azaltmanın en etkili yoludur. (3) Kayıt tutmak — raporlanmayan şiddet, görünmez kalır ve önlem alınamaz; sistematik kayıt, riskin nerede yoğunlaştığını gösterir. Çalışanın güvenliği kadar, ona “yalnız değilsin, bu kabul edilemez” mesajını vermek de işverenin sorumluluğudur.

Şiddetin Hukuki Boyutu

İşyerinde şiddet, hem iş hukuku hem ceza hukuku açısından sonuç doğurabilir. İş hukuku açısından, şiddete veya tacize uğrayan çalışan, koşulların oluşması halinde iş sözleşmesini haklı nedenle feshedebilir ve tazminat haklarını kullanabilir; işveren ise olaydan haberdar olduğu halde gerekli önlemi almazsa sorumluluğu doğar. Ceza hukuku açısından ise şiddet eylemleri, niteliğine göre hakaret, tehdit, kasten yaralama, cinsel taciz veya eziyet gibi suçları oluşturabilir; bu durumda failin işyerindeki konumu ne olursa olsun cezai sorumluluğu gündeme gelir.

İşverenin gözetme borcu (TBK m.417), çalışanın kişiliğini koruma ve işyerinde güvenli bir düzen sağlama yükümlülüğünü içerir; bu, hem iç hem üçüncü kişi kaynaklı şiddet için geçerlidir. Bu nedenle işyerinde net bir şiddet karşıtı politika, güvenli şikâyet/bildirim mekanizması ve olaylara hızlı, adil müdahale, yalnızca etik değil aynı zamanda hukuki bir gerekliliktir. Çalışanların haklarını ve başvuru yollarını bilmesi de önemlidir; ancak somut durumlarda hukuki değerlendirme için mutlaka bir uzmana danışılmalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

İşyerinde şiddet sadece fiziksel saldırı mıdır?
Hayır. Fiziksel saldırının yanı sıra sözlü hakaret ve tehdit, psikolojik baskı ve cinsel taciz de işyeri şiddeti kapsamındadır. Aslında sözlü şiddet, fiziksel şiddetten çok daha yaygındır ve ciddi etkiler bırakır.
Müşteri/hasta şiddetinden işveren sorumlu mu?
İşverenin çalışanı koruma yükümlülüğü, üçüncü kişilerden (müşteri, hasta, ziyaretçi) gelen şiddeti de kapsayacak biçimde yorumlanmaktadır. İşveren, bu riske karşı önleyici tedbirler almakla yükümlüdür.
Hangi çalışanlar daha çok risk altında?
Üçüncü kişiyle yoğun temas eden çalışanlar: sağlık çalışanları (özellikle acil/psikiyatri), çağrı merkezi, banka/tahsilat, güvenlik, toplu taşıma, sosyal hizmet personeli ve yalnız/gece çalışanlar daha yüksek risk altındadır.
Şiddet olayında ilk ne yapılmalı?
Güvenliği sağlamak (gerekirse güvenlik/kolluk) önceliklidir. Sonrasında olay tarih, saat, tanık ve detaylarıyla kayda geçirilmeli, mağdura gerekli destek (psikolojik/hukuki) sağlanmalı ve benzer olayları önlemek için neden analiz edilmelidir.

Not: Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve Haziran 2026 itibarıyla yürürlükteki mevzuata dayanır; hukuki veya tıbbi tavsiye değildir. Somut olaylarda hukuki süreç için bir avukata, ruhsal destek için bir ruh sağlığı uzmanına, işyeri düzenlemesi için yetkili İSG uzmanına başvurunuz.